11.09.2008

yumuşak mama'nın shuffle denemesi.

evet efendiiim gecemize through the roof 'n' underground ile başlıoruz. dım dım dım dım .... bu şarkının başlangıcı aslnda bu. o melodiyle okuduğun zman tam oluyo.
wristcutters: a love story ne kdr güzel bi filmdi. ne zaman bu şarkıyı dinlesem -ki sevdiğim bi şarkıdır bu nedenle her gün dinlerm- bu düşünce geçiyo kafamdan. etkilenmşm farkında olmadan.
başka bi şarkıya geçtim. ıslıkla başladı. ıslık çalamadığım için bi burukluk var üzerimde. şu hayatta en özendiğim şeylerden biridir ıslık çalablmek. binlerce kez denemş olmama rağmen başaramadım. hatta yaklaşamadım bile. yani başarısız bir ıslığım bile olmadı. büzdüm dudaklarımı, dilimi geriye çektim, üfledim.. ve sesszlik... sadece bi nefes verme sesi belki de.
child psychology çalıo şmdi de. yok yok diğer şrkı o kdr kısa diildi. ben değiştirdim. bu şarkıyı ilk dinlediğimde bi kitapçıdaydım. çok hoş bi andı. yüzlerce kitap arasından "o" kitabı bulmaya çalışıodum. hayır, aradığım özel bişi yoktu. sadece bir anda karşıma çıkar umuduyla girmştim içeri. birden bu çalmaya başladı. belki bulamadım kitabımı. ama olsun bi şarkı kazandım.
kısa günün karı....
en son ne okudum diye düşündüm şu anda. hatırlamadım. hayret. neyse fazla kafaya takmaya gerek yok. başka bişi okurum değişir zaten :)
down on my knees çalıo şmdi de. ve inanır msn aynı gün, aynı kitapçıda bu da çalmıştı. ne güzel gün, ne güzel kitapçıymış.
baya bi insanla tartıştım bu şarkının sözlerini. haklı olarak çok zavallı sözler olduğunu söylediler. doğrudur. yani yalvarmak, yakarmak zavallı ise son derece haklılar. ama herkes bişileri kaybetmek korkar ve bu korku onları yalvartır da yakartır da (yakartmak?!).
yani insani bi duygu bu. hem yalvarmayan adam daha mı mükemmel. aksine kesnlkle zavallı olan o bence. kaybetmekten korkucak hiç bişiyi olmamış. yazık...
aşık olmak çok güzel bişi. acısıyla, sevinciyle güzel. korkmak bile güzel. tırnaklarını geçirip tutunmaya çalışmak, kalbinin kırıldığı resmen hissetmek, parçalarının içini kanatması.. ama eğer boğuluyorsan o kanın içinde işte o zmn kötü kısmına geçmşsindir. tutuncak bişi kalmamıştır. bak üzücü bu. orda dururum ben. ayağımı denk alır, sağlama basarım. direk savunmaya geçerim. "yok abi bnde rahatladım ztn" mode on...
anyone else but you çalıo şmdi de. juno'da güzel filmdi. bittikten sonra tadı damağında kalan türden :) "aaaaa" nidaları eşliğinde söyliicek söz bulamamak. özellikle you're a part time lover and a full time friend kısmını seviorum sanırım. yani son derece açıklıo mükemmeliyeti. arkdş olabliosanz şahane orda her şey. hatta bnde orda olmak istiyorum. aranıza kıvrılmak istiorum. ses etmem.
malesef bu şarkı kısaydı.
i melt with you başladı. aman allaım shuffle olmasına rağmen hiç kötü şarkı çıkmadı. çok zevkliyim sanırım! :)
bunu ilk dinlediğimde ise "bu şarkının bana yazılmasını çok çok çook isterdm" demştim. tamam belki bu cümleyi birden çok şarkı için kurmuş olablrm ama sanırım en birinci bu :)
There’s nothing you and I won’t doI’ll stop the world and melt with you....
bi ara alıorum şmdi. yeni bi şarkıyla dönücem birazdan. ama bu şarkı çok güzel.tuşların sesi olmamalı.
geri geldim. in a little while'a geçtik şimdi de. u2'nun sevdiğim tek şarkısı. girişindeki müzik pek mutlu edio beni :M spanish eyes güzel bi tanım. yani ispanya'ya gtmiş biri olarak (heıoıhe)... evet ne diodum. mutlu edio beni bu şarkı heh. böyle yatağında mükemmel oturuşu bulmuş, kucağnda laptopn, sigarana uzablio olmak gibi bi mutluluk :)
AHA! chan chan başladı! bu şarkının bana ne hissettirdiğini tam olarak biliorum. düşünmeden yazıorum hehe :) sabaha karşı camdan dışarı bakarken ve tam olarak başka hiç bişi yapmıoken bi anda çalarak içine hüzün dolduran şarkı bu. ama hüzün derken öyle ergen hüznü diil. ki ztn ergenlern hüznü olmaz; nefretleri, bunalımları olur. hüzün çok daha olgun bi duygu. hoş bi duygu. küçük bi esinti gibi. ya da ne bliim deniz kenarına fln yakışan bi duygu bnce. kesnlkle karasal iklim hissiyatı diilmş gibi. gibi gibi. bi de küba'ya gtmş biri olarak (röeh) diyeblrm ki bu şarkı KÜBADIR! evet efendim oranın kndisi bu şarkı. tam olarak o iklimin, o renklern şarkısı. yeşilin, mavinin, kırmızının, sarının, kahverenginin en güzel hali bu şarkı.
paper aeroplane çalmakta. bunu ilk dinlediğimde nişantaşnda cam kenarında begüm ve sinem'le karı seyrediodum. güzel bi gündü. ve o güzel günün en güzel dakikalarıydı. şarkıyı çok beğendik ama bilmioduk kimin olduğunu. öğrenmek için baya bi uğraştıktan sonra eve gelince ilk işim bulmak oldu. ve kesnlkle aynı his diildi. şmdi üstünden zmn geçince aynı duyguyu yakalayabliorum. ama o ilk anda hayal kırıklığı yaşamıştım. neyse sonuç olarak sevdiğim şarkılardan gidiyoruz, mutluyum :) hatta cd yapiim bunları... evet çok mantıklıyım. sonrada sevdiğim insanlarla dinliim. bi daha dinlediğimde daha çok severm böylece.
I spilled the ink across the page trying to spell your name...
just like a star... bilemedim uygun kelimeleri. ne kdr şanslı olduğumu düşünüorum sadece :) bu şarkıları yapan insnları seviyorum. her biryle tanışmk istiorum.
biraz düşündüm ve "gecenin kokusu"nun bu şarkı olduğuna karar verdim. yani gerçi bazen bu kdr romantik olmuo ama bu gecenin kokusu en azndan :) "anyone but you" çok hoş bi kalıp. hayır neden inglzce. dejenere miyiz.. şarkılar yüzünden azizim. ordan duyup aklıma gelenleri yazıorum.
son şarkıya geçiyoruz. ve cocorosie gelio. good friday. diicek hiç bişi bulamıyorum ve aynen aktarıorum:
I once fell in love with you
Just because the sky turned from gray
Into blue
It was a good friday
The streets were open and empty
No more passion play
On st. Nicholas avenue
I believe in st. Nicholas
Its a different type of santa claus

Hiç yorum yok: